NEVRUZ

gkn shn Şubat 12, 2013 Yorumlar Kapalı
NEVRUZ

NEVRUZ

 

Muhterem Müslümanlar!

Yeni gün, gün ışığı  anlamlarına gelen Nevruz, Türk tarihinde mart ayı ile birlikte baharın gelişini, tabiatın canlanıp, uyanışını simgeleyen  bayram olarak yerini almıştır.

Örf ve âdetlerimiz çoğu zaman dinimizle de yoğrularak birlik, beraberlik, kardeşlik ve yardımlaşma gibi güzellikleri bize yaşatmış ve yaşatmaktadır.

Nitekim Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de o, kalplerinizi birleştirmişti. İşte onun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.”1  buyurmaktadır.

 

Aziz Müminler!

Yaşadığı medeniyet ile dünya milletlerine örnek olan Türk Milleti, dünya üzerinde insanlık için verilmesi gereken en güzel yaşayış ve davranış modelini İslam ile bütünleşerek sergilemiş bir millettir.

 

Bu millet asırlarca birlik ve beraberliğin tesisi ve toplum içinde kardeşlik ruhunun sürekli olarak canlı tutulmasıyla  bugüne   kadar gelmiştir. Bundan sonra da devlet-millet kaynaşması, bayrak, sancak ve vatan sevgisinin toplu bir şekilde yüreklerde hissedilmesiyle kıyamete kadar da pâyidâr olacaktır.

 

Milli Şairimiz Mehmet Akif ’in de dediği gibi;

     “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

      Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez”2

Değerli Kardeşlerim!

Gayet iyi bilinmelidir ki, vatanımızda esenlik içerisinde yaşayabilmemiz; şanlı bayrağımızın ebediyen dalgalanmasıyla, minarelerden  ezan seslerinin dinmemesiyle, birbirimizi sevmemizle, birlik ve beraberlik içinde iç ve dış düşmanlarımıza karşı yek-vücut olmamızla mümkün olacaktır.

 

Bir milletin teşekkülünde dil, din ve tarih kadar örf, âdet ve geleneklerimizin de önemi büyüktür. Her yıl 21 Mart tarihinde tüm Türk Dünyasında ve bazı doğu ülkelerinde yapılan Nevruz kutlamaları; Orta Asya’dan  Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkan ülkelerine kadar uzanan bir gelenektir.

Ancak bu günü kendi kötü emelleri için istismar etmek isteyen iç ve dış düşmanlara fırsat vermemenin, dînî ve millî bir sorumluluk olduğunu da asla hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bugünü ancak kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin pekişmesine vesile olan bir bayram olarak görmeliyiz. Tarihî derinlikleri olan bu tür bayramları kültürümüzden koparmamalı, fitne ve bozgunculuk vesilesi yapmamalıyız.

Hutbemi, başta okuduğum hadis-i şerifin mealiyle bitiriyorum:

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi gerçek anlamda sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. “3

 

Hazırlayan:   Esma ŞİMŞEK

Ankara Müftülüğü

Din Hizmetleri Uzmanı

          Redaksiyon:  İl Müftülüğü Hutbe Komisyonu

 

1-Al-i imran , 103

2-Safahat:M Akif Ersoy

3-Müslim iman 93-93   ;Tırmizi kıyamet 56

 

Comments are closed.