KUL HAKKI

gkn shn Şubat 11, 2013 Yorumlar Kapalı
KUL HAKKI

KUL HAKKI

 

Aziz Mü’minler!

Cemiyet halinde yaşayan insanlar arasındaki karşı­lıklı ilişkiler, “kul hakları” içerisinde yer almaktadır. Bu haklar; ana-baba hakkı, evlat hakkı, eş ve komşu hakkı, amir-memur hakkı, akraba hakkı, hoca, arkadaş hakkı, işçi-işveren hakkı gibi haklardır. Unutulmamalıdır ki, bir gün bu fani hayat son bulacak, gerçek hayat de­diğimiz ebedi ahiret hayatı başlayacak ve herkes dün­yadaki hayatından hesaba çekilecektir. Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmayacak ve kim ne yapmışsa mutlaka karşılığını görecektir. Nitekim, hutbemin başında okuduğum Zilzâl Sûresi 7-8’inci ayetlerinde; “Kim zerre miktarı ha­yır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötü­lük işlemişse onu görür.” buyurulmaktadır.

Kul hakkının ne derece önemli olduğunu ifade eden şu âyet-i kerimede ise: “Ey Kavmimiz! Allah’ın davetçisinin davetine uyun ve ona iman edin ki, (Rabbiniz) bazı günahlarınızı bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun.”(1) buyurulmuştur.

Dikkat edilirse bu ayet-i kerimede bütün günahların değil, ancak bir kısım günahların affedileceği bildirilmektedir. Şartlı affedilecek günahların ise, kul hakları ile ilgili olduğu ve hak sahibi razı olmadıkça affedilmeyeceği haber ve­rilmiştir.

Sevgili Peygamberimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır: “Kıyamet günü Mü’minler, dünyada aralarında ge­çen haksızlıktan dolayı bir birlerine haklarını vere­rek hesaplaşırlar, (günahlardan) temizlenip arındık­ları zaman ancak, cennete girmelerine izin veri­lir.”(2)

 

Aziz Cemaat!

Peygamberimizin veda hutbesindeki; “Ey iman edenler! Kimin bende bir alacağı varsa gelsin alsın; kimin sırtına vurdu isem işte sırtım, gelsin vursun!” sözleri, kul hakkının ne kadar önemli bir hak olduğunu açık ve net bir şekilde canlı bir tablo olarak bizlere göstermektedir.

Şu halde diyebiliriz ki müslüman, kul haklarına son derece titizlik göstermelidir. Bilerek veya bilmeyerek başkalarının hakkını üzerine geçiren kimse, o hakkı dünyada ödemek ve helalleşmek suretiyle kendisini kurtarmaya çalışmalıdır. Dinimizin, ölen bir müslümanın borçları­nı vârislerinin ödemesini tavsiye etmesi kul haklarına verdiği önemi gösterir. Haksızlık edip de hak sahibine hakkını ödemeyenler: gıybet, iftira, dedikodu yaparak insanlar arasında huzursuzluğa sebep olanlar, mal ve can emanetine zarar verenler, işçisine alın terini öde­meyenler, zulmedenler, emanete hiyanet edenler, ver­gisini ödemiyerek başkalarının hakkını üzerine geçi­renler; âhirette pişmanlık duyacaklar ve çetin bir aza­ba uğrayacaklardır.

 

O Halde Sevgili Kardeşlerim!

Herkesin hak ve hukukuna saygılı olalım. Kul hak­kıyla Allah’ın huzuruna çıkmaktan sakınalım. Kul hak­kını, hak sahibi affetmedikçe Allah’ın affetmeyeceğini bilelim. Dünyadaki birçok kötülüğün, kul hakkına saygı göstermemekten meydana geldiğini unutmaya­lım.

Hutbemi, başta okuduğum hadis mealiyle bitiriyorum: ”Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların emin olduğu, zarar görme­diği kimsedir.”(3) sözünü hayatımıza düstur edinelim.

 

Diyanet İşleri başkanlığı’nın Eylül 1999 tarihli hutbesinden derlenmiştir.

 

Hazırlayan   : İl Müftülüğü Hutbe Komisyonu

————————————————————

  1. Ahkaf, 31
  2. Sahih-i Buharî, Tecrid Terc., c.7. s. 353
  3. Sahih-i Müslim ve Terc, (Davutoğlu)c.l.s.256

Comments are closed.